Chemical formula of Aspartame on a blackboard

Sağlıklı ve form da olmak için alternatif çözümler ararız.  Ancak bazen bulduğumuz çözümlerin, sağlıklı olup olmadığı hakkında bir fikrimiz olmayabilir ya da bunu önemsemeyebiliriz. Bu nedenle alternatif çözümlerden bazısı olan aspartam ve tatlandırıcılar hakkında ki bazı çalışmaları incelemek, sağlıklı ve formda olmak adına kullandığımız besin takviyelerini sorgulamamıza neden olacaktır.

Aspartam nedir?

Yapay tatlandırıcı bir ajan olan aspartam 1966 yılında ülser tedavisini geliştirmek amacı ile yapılan araştırmalar sırasında James Schlatter tarafından keşfedilmiştir. L-aspartik asit ve L-fenilalanin metil eterden oluşan bir dipeptiddir.(birbirine bağlanmış iki amino asit)

Aspartamın kullanım alanları?

1974 yılında yapay tatlandırıcı ve koku verici ajan olarak kullanımı “Food and Drug Administration (FDA)” tarafından onaylanmıştır. Onayından hemen sonra 6,000’in üzerinde ürün içinde pek çok ülkede milyonlarca insan tarafından tüketilmeye başlanmıştır. Gıdaların “diyet-hafif-düşük kalorili” olarak tanımlanması bu içeriklerin nedeniyledir. Ancak kullanıma girmesinden itibaren pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Özellikle çocukların ve gebelik dönemindeki kadınların aspartam tüketmelerinin yol açabileceği sonuçlar yıllardır tartışılmaktadır. Alınmakta olduğu miktar ve beraberinde kullanılan diğer şeylerin de aspartama ait olabilecek zararlı etkileri belirleyebileceği belirtilmektedir.

Aspartam üzerine yapılan araştırmalardan bazıları?

Aspartam ve metabolik içeriğine ait güvenlik çalışmaları hem hayvan modellerinde hem de sağlıklı çocuklar, erişkinler, obez bireyler, diyabetikler, emziren anneler ve fenilketonüri tanısı ile izlenen ve esansiyel (vücudun üretemediği) bir aminoasit (protein) olan fenilalanini metabolize etme yeteneklerinde kusurlu olan bireylerde yapılmıştır. Aspartama ait metabolik öğeler olan aspartat, fenilalanin ve metanol den kaynaklanabilecek zehirlenme kaygıları günümüzde tartışılmakta olup, bu konu da çok farklı görüşler bulunmaktadır. Ajanın FDA tarafından kabulünden sonra baş ağrısı, davranım ve bilişsel değişiklikler, duygu durum değişiklikleri ve duyarlı bireylerde alerjik reaksiyonlar gibi bazı yan etkiler bildirilmiştir. Aspartama ait zarar verici etkilerin kaynağının formaldehit [Dezenfektan ve fiksatif (Canlı veya parçalarını daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kullanılan çeşitli kimyasal maddeler) olarak kullanılan renksiz, tahriş edici kokuya sahip bir madde] oluşumuna katkısı olabileceği de belirtilmektedir. Son 20 yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde beyin tümörü oranlarında artış bildirilmektedir. Bu artışa neden olabilecek pek çok çevresel faktör araştırılmaktadır. Bu faktörler arasında aspartam da ele alınmış ve mutasyona neden olabilecek potansiyel taşıdığı gösterilmiştir. Aspartama ait kanserojenik potansiyeli araştıran çalışmalar devam etmektedir. Bu konuda bilim dünyasında da görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bazı yazarlar diyet ile alınan ve sirkülasyonda bulunan aspartat miktarının beyinde normalde nörotransmitter olarak kullanılan ve asidik bir aminoasit olan aspartat miktarını değiştirmediğini ve nöronal hasar ile beyin fonksiyonlarındaki değişikliklerden sorumlu tutulamayacağını savunmaktadırlar. Yan etkilerin yaklaşık üçte ikisi nörolojik belirtileri içermektedir. Uzun süreli bu gıdaları kullananlar da fibromiyalji (kas, iskelet sistemi hastalığı), spazmlar, vurucu ağrılar, bacaklarda uyuşma, baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, anksiyete atakları, uyku düzeninde bozukluk, unutkanlık, eklem ağrıları gibi şikayetler bildirilmekte olup, bu yakınmalar pek çok nedenden kaynaklanabilir ve toplumda sıkça bulunan yakınmalar arasındadır. Bu nedenle yeterli bilimsel veri elde edilene dek bu konuda kesin yorum yapmak zor olacaktır. DERLEME Hacettepe Tıp Dergisi 2004; 35:103-104

 Peki Biz bu konuda ne yapmalıyız?

Aspartam ve sakarin (tatlandırcı) kullanımı, kalorisi düşük diyet ürünleri(lıght yoğurtlar,0 kalorili gıdalar ve içecekler tüketmek konusunda daha dikkatli olabiliriz.  Tatlandırıcılar diyet yapanlara diyabet hastalarına önerilen kimyasal tatlandırıcılar (aspartam ve sakarin), marketlerde bulunan  yaklaşık 4.000 ürünün ( diyet kola, düşük kalorili yoğurt,şekersiz sakız, meyve suları, aromalı sütler, meyve konservesi, tahıl, kilo verme amaçlı gıdalar, diyet gıdalar, bira, sütlü tatlılar) içinde kullanılıyor. Nedeni, tatlandırıcının şekerden yüzlerce kat daha tatlı olması. bir bavul aspartam bir kamyon şeker tadına eşit olduğunu, üretici açısından bir liralık ortalama tatlandırıcının on liralık şekerin yerini tuttuğunu belirtiyor. Prof. Dr. Aydın. Hekimlerin önermekten kaçınmadığı aspartamın etkilerine bakacak olursak şunları görürüz : Yüzde 40 oranında sinirsel bir uyarıcı olan aspartik asit, yüzde 50 oranında fazla alındığında beyin için zararlı fenilalanin ve yüzde 10 oranında metil alkol yani ispirto.ispirto birçok zararının yanı sıra kanserojen formaldehiteye dönüşür. Aspartamın zararları konusunda en çok ilgimizi çeken nokta : sıfır kalori  olmasına rağmen şişmanlığa yol açması. Bu madde vücuda girdiğinde beyne ‘ şeker geldi’ komutu geliyor ve bedende insülin salgılanmaya başlıyor. Çevrede şeker olmadığı için insülin kanda açlık şekerini düşürüyor. Dolayısıyla da karnı acıkan insan daha çok yemeye başlıyor. *etkiler konusunda FDA’ya  da güvenemiyoruz. Bilimsel açıdan sayısal niteliği yetersiz olan süre (104 hafta) ve denek  ile yapılan çalışmalarda elde edilen istatistiklere göre; aspartamın fazla kanserojen etkisi bulunmuyor. (FDA  tarafından bu veriler kabul ediliyor.) Ancak İtalya ‘daki  bir  Ramazzini Kanser Enstitüsü tarafından yapılan 1.600 denek fare üzerinde yıl boyunca yapılan bir araştırmaya göre bu madde lösemi ve  lenfomanlara neden oluyor. “Prof. Dr. Ahmet Aydın” Biz bu noktaları göz önünde bulundurarak, sağlıklı beslenme ve form da olmak için doğru yöntemlere başvurmak isteriz. Doğru kaynaklara başvurarak neyi neden yaptığımızın bilinci olmalıyız. Beslenme konusunda doğru adımlar atmak için diyet  ve katkılı ürünleri seçmek yerine;  koruyucu maddeleri içerisinde neredeyse hiç barındırmayan ürünleri tercih etmeye özen gösterebiliriz.Taze, fresh, doğal gıdaları tüketmeye özen gösterirsek,  bu şekilde hedeflerimize ulaşmak konusunda doğru adımlar atmış olur aynı zamanda fit ve sağlıklı olabiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here